Sahip çıkamadığım kendi dünyamı da bıraktım
Terkedip anavatanımı, özümü
Senin yaşlanmak istediğim dünyana sığındım
Zordu başta bir mülteci olmak
Bir fazlalık gibi eğreti durmak
Kusurlarına da yumup gözümü
Çocukluk bahçelerinin keşfine soyundum
Öyle naif bir sıcaklık vardı ki ilkliminde,
Dünyadan bize döndü güneş yüzünü
Bronzlaştı olgunluğum kış mevsiminde
Yaktı içimdeki yazı sevmeyen hüzünü
Geç anladım oranın aslında senin olmadığını,
Olsan savaş açardın bahçemizi yıkanlara
Direnme gücün yokmuş Kasım’a, haksız yağmurlara
Hazanınla dönmeye yazdı
gerçekler yalanlara
Hep mi böyle kısa ömür verilir güzel zamanlara
Yorgana sarılıp tekrar dalamadığın gibi rüyalara
Sonra ne oldu, ne bitti diye hiç sorma
Al sana ilk ağızdan bir ayrılık hikayesi
Her duyan az çok bir şeyler katsa da
Sen oldun bu geminin korkak faresi
Gittiğin yer meçhul, döndüğüm yer limanım
Gemileri yakmak ezelden acı bir alışkanlığım
Kalbim aklıma efelenmeye kalksa da
Yolcudur, korkaklığı sevmez yalnızlığım
24 Haziran'11

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder